Güney Amerika ülkesi Venezuela, 39 saniye arayla meydana gelen 7.2 ve 7.5 büyüklüğündeki iki depremle sarsıldı. Büyük yıkıma neden olan depremlerin ardından Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Üşümezsoy, Venezuela’daki kırılma mekanizmasının Türkiye’de yaşanan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi ve 6 Şubat Kahramanmaraş depremleriyle benzerlik taşıdığını söyledi.
Üşümezsoy’a göre 39 saniye arayla meydana gelen 7.2 ve 7.5 büyüklüğündeki sarsıntılar birbirinden bağımsız iki deprem değil, aynı fay sistemi üzerinde peş peşe gerçekleşen bir deprem serisi niteliğinde. Depremlerin birbirini tetiklediğini belirten Üşümezsoy, benzer bir durumun 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi ile 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinde de yaşandığını ifade etti. Ona göre ilk kırılmanın oluşturduğu gerilim kısa süre içinde ikinci büyük kırılmayı tetikledi.
“17 AĞUSTOS’TAKİ MEKANİZMA”
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin
Kendi YouTube kanalında konuşan Üşümezsoy, 17 Ağustos Marmara Depremi’nde de aynı fay sistemi üzerinde art arda kırılmalar meydana geldiğini, Venezuela’da yaşanan olayın da bu açıdan benzer bir mekanizmaya sahip olduğunu söyledi. Deprem uzmanına göre uzun fay sistemlerinde gerilimin bir bölümde boşalmasının ardından komşu segmentlerde yeni kırılmaların yaşanması bilimsel olarak bilinen bir süreç.
EN BÜYÜK HASAR NEDEN BAZI BÖLGELERDE OLUŞTU?
Üşümezsoy’un değerlendirmesine göre Venezuela’daki ağır yıkımın en önemli nedenlerinden biri de zemin özellikleri oldu. Karayip Denizi çevresindeki genç çökeller ve sıvılaşmaya uygun zeminlerde sarsıntının etkisinin büyüdüğünü belirten Üşümezsoy, sağlam zemine oturan modern yapıların ise tamamen yıkılmak yerine daha çok eğilme ve deformasyon gösterdiğini ifade etti.
TÜRKİYE İÇİN DİKKAT ÇEKEN MESAJ
Üşümezsoy, depremde oluşan hasarın yalnızca depremin büyüklüğüyle açıklanamayacağını vurgulayarak zemin koşullarının belirleyici olduğuna dikkat çekti. Venezuela örneğinin, Türkiye’de özellikle alüvyon zeminler ve sıvılaşma riski bulunan bölgelerde yapılaşmanın önemini bir kez daha ortaya koyduğunu söyleyen Üşümezsoy, deprem riskinin değerlendirilmesinde fay hattı kadar zeminin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
VENEZUELA’DAKİ DEPREMİ AMERİKA, HARP TEKNOLOJİSİ İLE Mİ YAPTI?
Depremin ardından sosyal medyada, “Venezuela’daki deprem Amerika’nın harp teknolojisiyle mi oluşturuldu?” yönünde çeşitli iddialar gündeme geldi. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy da bu tartışmaya değinerek, bu tür iddiaları ‘fantezi’ olarak yorumladı. Bilimsel bir dayanağı bulunmadığını vurgulayan Üşümezsoy, Venezuela’da meydana gelen sarsıntının Karayip Levhası ile Güney Amerika Levhası arasındaki aktif fay hattında gelişen doğal bir deprem olduğunu belirterek, depremin nedenlerinin jeolojik süreçlerle açıklanması gerektiğini ifade etti.
Şener Üşümezsoy’un konuya ilişkin açıklamaları şöyle; “Venezuela’daki bu deprem ironik biçimde sürekli harp teknolojisi Amerika mı tetikliyor gibi sorularla sorulduğu zaman mantıklı olabilecek yegâne fay ve deprem düşünebilir. Venezuela’yı yola getiremeyen Trump, operasyonla yola getiremeyen Trump, şimdi depremle mi yola getiriyor diye soracağımız bir fantezi yaparak ciddi olarak depremdeki yıkım, şiddet, iğme ve sıvılaşma konularını ele alalım.
Venezuela’da olan 7.2 ve 7.5’lik depremler aslında bir seri, bir deprem olarak aynı fay hattının aralarında bir dakika kadar bir farkla kırılmasıyla oluşan bir deprem. Bu anlamda bunu tek deprem diye analiz edebiliriz. Buna ‘Kaskat (ardışık) depremler’ birbirini takip eden depremler serisi denir. Birkaç depremden oluşan bir seridir.
17 Ağustos’ta olan 5 ayrı ayrı deprem bu seride oluşmuştur. 6 Şubat depreminde de yine birinci 7.8’lik depremde üç ayrı deprem gerçekleşmiştir. Burada da 7.2’lik deprem hemen 7.5’lik depreme dönüşmüştür. Çünkü burada gördüğünüz gibi fay hattı Güney Amerika kıtası ile karatonu ile onun kuzeyindeki Karayip Denizi ve Karayip Denizi çökerleri arasında geçen fay hattında oluşmuştur. Bu boyutuyla olayı değerlendirdiği zaman yıkım, ivme ve şiddet olgularını değerlendirdiğimizde bundan daha büyük dersler çıkarmamız mümkündür. Genç çökerler içinde oluşmuş bir olgudur. Bizde de bu 6 Şubat depreminde Asi Nehri’nin güney kesiminde olan, Asi Nehri’nin çökerleri içinde, Amik Ovası’nın içlerinde yerleşmiş binalar, bu çökme ve yamulma ile bütünle çökmüştür.
Şiddet eğrilerini incelediğimiz zaman tam depremin merkezinde 8 şiddetinde, yani 8 büyüklüğündedir. Burada çizgisel olarak fayın uzanımı boyunca, yani doğu batıdan güney batıya doğru döndüğü kesimde, kuzeyinde Karayip Denizi çökerlerinin yer aldığı yarımada ve gölsel alanıyla Güney Amerika kıtası arasındaki yapıda baktığımız zaman, kuzeye doğru hafif eğim gösteren düz bir şerit tarzında bir şiddet vardır ve bu hat boyunca da yerleşimin olduğu kesimde çizgisel bir şerit tarzında bir şiddet dağılımı yer almıştır.
17 Ağustos’ta 4 ayrı fayın kırılmasıyla her fayın kendi şiddet eğrisi dışında ortaklaştığında Gölcük’te 9 şiddetindeki bir alan, İzmit’te 7.5-8’e düşmüştür. Yalova’da 9 şiddetindeki alan karşı tarafta ise 7’ye düşmüştür. Eliptik bir yapı vardır. Ve ağırlıklı olarak da, bahsettiğim gibi, Güney Amerika kıtasıyla kuzeyindeki Karayip Denizi çökerler arasında bu uzanmaktadır. Yıkılma Karayip Denizi’ndeki sıvılaşma nedeniyle, Karayip Denizi çökerlerinde sıvılaşma nedeniyle etkin olmuştur. İvme değerlerine baktığımızda merkezde %20’like denk olan 8 şiddetinde, 9 şiddetine yakın bu değerlenen ivme biraz daha eliptik bir konumda dağılım göstermiştir ve ağırlıklı olarak da hep Karayip Denizi’nin genç çökerleri üzerindeki katmanlarda oluşan riski işaret etmektedir. Bu deneyimiz, bu fay üzerinde olan yırtılma daha çok zemin koşulları kötü olan bölgede etkin görülmüştür. Çünkü sağlam bir teknolojiyle yapılmış modern binalar bir tek şekilde birbirinden yıkılmamış ama yamulmuşlardır. Bu da zeminin hatasıdır. Binadaki kolonların çoğu gördüğümüz binayı ayakta tutması noktasıdır. Karayip Denizi, Venezuela, Güney Amerika ve kuzeyde adaları gördüğümüz dilim şeklindeki Karayip Denizi doğuya doğru giderek iki tarafta, Haiti’de ve güneydeki depremleri yaratmaktadır. Buradaki ana öğelerden biri de zayıf zeminlerde etkisi yüksek olan bir olgu söz konusudur.”
The post Son dakika… Venezuela depremini ABD mi yaptı? Prof. Dr. Şener Üşümezsoy gündem olan iddiaya noktayı koydu appeared first on Kilis Egitim.