Baharın tadı adım adım çıkar

UĞUR BİRYOL

Yaşama sevinciyle dolun
Yenice Ormanları, Karabük

Türkiye’nin en büyük blok ormanı olan Yenice Ormanları anıt niteliğindeki ağaçları, derin vadileri, akarsuları ve barındırdığı yaban hayatı çeşitliliğiyle ‘Avrupa’nın 100 Orman Sıcak Noktası’ndan (Biyoçeşitliliği fazla, florası geniş ve acil olarak koruma altına alınması gereken orman) biri kabul ediliyor. Böylesi özel bir bölgede yürümek çok daha özel. Yenice’de Ihlamur Teras’ı konaklama merkezi alarak, alternatif rotalar önereceğim. Konaklama merkezinden ayrılıp yukarıya doğru tırmandığınızda patika sizi İncebacaklar Köyü’nün girişine götürecek. Soldan devam eden yol, kanyon üstünden alternatif bir güzergâh. Oradan yürümek de çok keyif veriyor. Sağdan aşağıya giden yolsa köyün içinden geçiyor. Ardıç, kayın, ahlat, meşe ağaçları arasından son derece kolay bir yürüyüş yaparak, asırlık köylerin içinde köylülere selam vererek, ineklerin özgürce otladığı tepelerin yamacında yürür ve yaşama sevinciyle dolarsınız.

Tarihe de selam verin
Fatsa-Bolaman, Ordu

Fatsa’nın ünü ve değerleri Ordu’yu aşmış durumda. Sahilleri hâlâ temiz ve etkileyici. Bu bir zamanların şirin kasabası, şimdi oldukça gelişmiş. Fatsalılar, memleketlerine çok tutkunlar. Fatsa’yı ölesiye seven bir arkadaşımın sayesinde oraya gittiğimde beni 4 kilometre ötedeki Bolaman’a da götürdü. Kıvrıla kıvrıla uzayıp giden yol, rehabilitasyon alanı gibi. Bir yanı dağ, bir yanı deniz, küçük koylar sıra sıra. Uzun yol yolcularının uğrak mekânı Uzun Saçlının Yeri’ne selam verip bir çay içmek istiyoruz, kendisi aynı zamanda dalgıç da olan Nusret Abi meşgul… Çay yerine sıcak kakaoyla güne iyi başlıyoruz. Fatsa’nın pideleri enfes. Yosun Pide, denizin kenarında, muazzam bir seçenek. Hemen civardaki Yason Burnu, kilisesi ve Hazinedaroğlu Konağı’nda tarihi selamlamayı unutmuyoruz.

Manastırlar arasında
Altındere Vadisi-Maçka, Trabzon

Trabzon’un Maçka ilçesine doğru uzanan Altındere Vadisi, özellikle bahar aylarından itibaren hareketlidir. 43 kilometrelik hat boyunca civara dağılmış irili ufaklı köyleri, ilçe merkezinden Zigana Dağları’na ve Hamsiköy’e bağlanan rotaları, manastırlar diyarı Maçka’nın etraflıca gezilmesi için ideal bir zemin oluşturur. 1987’den bu yana milli park statüsünde olan Altındere Vadisi’nin en meşhur yapısı, kayalara oyulmuş Sümela Manastırı. Vadide ayrıca Kuştul ve Vazelon isminde iki manastır daha var. Manastırlar haricinde bölgenin oldukça fazla yaylası, orman patikaları ve keşfedilecek çok güzel köyleri var. Baharda mutlaka rotanızı bu vadiye çevirin.

Fırtınalı bir bahar
Çamlıhemşin, Rize

Karadeniz’de, özellikle Fırtına Deresi’nden Kaçkarlar’a uzanan hat üzerinde dolandığınızda bahar sarhoşluğu sizi sarabilir. Çamlıhemşin’den 13 kilometre yukarıdaki Zilkale’ye vardığınızda kalenin etrafını seyre dalın. Fırtına Vadisi’ni en iyi gören seyir noktalarından biri olan Zilkale, 14’üncü yüzyılda Cenevizliler tarafından yapılmış bir ticaret kalesi. Kaleden Mollaveyis Köyü’nün de uzandığı vadiyi izlemenizi öneririm. Zilkale’den sonra rotanızı Palovit Vadisi’ne çevirin. Palovit, Fırtına’nın yağmur ormanları niteliğinde. Palovit Vadisi’nin gürül gürül akan şelalelerinin yanından yürüye yürüye, ormangüllerinin kokusuyla mis gibi havayı ciğerlerinize çekin. Zilkale ve Palovit’ten sonra Çat Vadisi’ne doğru yol alabilirsiniz. Burada da sarı ormangüllerinin baharı müjdelediğini göreceksiniz.

Sofrası farklı ve zengin
Macahel, Artvin

Macahel’de bahar mevsimi, ekin zamanı; evlerin önünde ve yanlarında uzanan bahçelere mısır, fasulye, patates, marul, karalahana gibi temel besin maddeleri ekiliyor ve yaz dönemlerinde bu ekinlerden bölge halkı ziyadesiyle faydalanıyor. Karalahana yemeklerini bölgeden farklı olarak cevizle pişiriyorlar. Kendilerine has silor yemekleri ve tatlısıyla tabiatın onlara bahşettiği zenginlik burada size gastronomik bir macera yaşatacak. Bölgenin en özellikli ürünüyse bal. Burası 2005’te ‘Biyosfer Rezerv Alanı’ ilan edildi. Sürdürülebilir kalkınma ve ekoturizm konularında örnek çalışmalar yapılıyor; Türkiye’de doğa koruma ve kalkınmanın bir arada olabileceğini göstermesi açısından önemli bir merkez.

BAHAR GÜNDOĞDU

Kolayı da var, zoru da
Nüzhetiye Şelalesi, Kocaeli

Gölcük’teki Nüzhetiye Köyü sınırlarında muhteşem bir şelale var. Yemyeşil ormanların içinde, çağıl çağıl akıyor. Kocaeli yürüyüş rotalarının belki de en güzeli. Şelaleye kolayca ulaşmak mümkün ama nerede görülmüş bir yere kolay gittiğim! Zor ve uzun yoldan, orman içinden, tırmanarak ve iplerden inerek ulaştığım manzara, şimdiye kadar gördüğüm en yeşil şelale manzarasıydı. Suyun çağlayarak aktığı yer daracık bir alan. Siz de benim gibi zor yoldan gitmek, macera yaşamak isterseniz mutlaka bir tura katılın ve rehberle yürüyün. Kolay yoldan gitmek isteyenlerse köydeki alabalık çiftliğine kadar arabayla gidip oradan sonra şelaleye kadar olan 4 kilometreyi rahatlıkla yürüyebilir.

Doğançay Şelalesi

Herkes bilse de gidin
Hacıllı Şelalesi, İstanbul

İstanbul’a yakın bir başka güzel şelale herkesin bildiği Hacıllı Şelalesi. Teke Köyü yakınlarındaki şelalenin başına kadar araçla gidilebiliyor. Ben kamp için gittiğimde derenin aşağılarındaki kamp alanından dereyi takip ederek şelaleye ulaşmıştım. Muhteşem bir dere yürüyüşüydü. Zorlu bir yol değil ve aralarda yönlendirici tabelalar var.

Manzarası ruhu doyurur
Gümüşdere, İstanbul

İstanbul’un Karadeniz kıyısındaki Gümüşdere Köyü’nden başlayın yürümeye. Bir müddet deniz kenarından ilerledikten sonra tepelere tırmanıp ormanlık alana gireceksiniz. Bu ormanlık alanların içinde bolca gölet vardır. Peşinize çokça köpek takılacaktır. Korkmayın, zararsızlar. Yürüyüş esnasında pek çok kampçıya da rastlayacaksınız. Manzarasıyla ruhunuzu doyuracak bir rota…

Rehbersiz kısa yürüyüşler
İncir Boğazı, İstanbul

Beykoz’a bağlı Göllü Köyü yakınlarındaki İncir Boğazı aynı zamanda bir kamp alanı. Pandeminin zor günlerinde kampa gidip orada yürüyüşlere katılmıştım. O zor günlerde ilaç gibi gelmişti. Tepeden baktığınızda muhteşem bir koy ve deniz manzarası izlersiniz. İstanbul’un Karadeniz kıyıları muhteşemdir. Çevredeki yürüyüş parkurlarını Wikiloc uygulamasından seçebilirsiniz. Kısa yürüyüşler için rehbere ve programa ihtiyacınız olmayacak.

Mağaralara uğrayın
Korsan Koyu, Kırklareli

İstanbul’un Avrupa Yakası’ndaki Karadeniz, Kıyıköy… Buradaki Korsan Koyu ve mağaralar rotası da en sevdiğim, hatta bir yürüyüşte liderlik yaptığım rotadır. Kıyıköy’den başlar ve bir ring rotasıdır. Başladığınız yerde biter. Ormanın içinden yürürken mağaralardan geçersiniz ve Karadeniz’in hırçın dalgalarını seyredebileceğiniz falezlere çıkarsınız. Tünel gibi çalılıkların içinden geçip Korsan Koyu’nu ziyaret edersiniz. Kıyıköy sahilinden dönüp köye vardığınızda gün akşam olur ve finali balıkçılarda lezzetli balıklar yiyerek bitirirsiniz. Hazır oralara kadar gitmişken Bizanslılardan kalma kayaya oyulmuş Ayanikola Manastırı’nı da görmeden dönmeyin.

FİGEN KOKOL

Kamp da yapılıyor
Kaz Dağları, Balıkesir

Edremit Körfezi’nin kuzeyindeki Kaz Dağları her yerinden fışkıran suları, yeşiliyle dünyanın en önemli oksijen depolarından. Yürüyüş için ilk akla gelen adreslerden biri. Sütüven Şelalesi-Tozlu Yaylası-Mıhlı Çayı’nı içine alan rota en çok tercih edilenlerden.Tahta Kuşlar-Kapaklı-Dumanlı-Tavşanoynağı-Sarıkız Tepe rotası tecrübeliler için ideal. Kamp yapmak için uygun olan bölgeyi ‘kılavuzla’la gezmenizi öneririz.

Antik kentleri geze geze
Bafa Gölü, Muğla

Beşparmak Dağları’nın eteklerindeki Bafa Gölü, Ege’nin en büyüğü. Ege Denizi’ne kıyısı olan bölge, zamanla Büyük Menderes’in taşıdığı alüvyonlarla set gölüne dönüşmüş. Sığ bir yapısı var ama balık türleri ve ender sukuşlarıyla oldukça zengin bir çeşitliliğe sahip. Kapıkırı Köyü’nden başlayan Kral Yolu boyunca çevredeki birçok antik şehri görerek dağın zirvesine çıkabiliyorsunuz. 7 kilometrelik Karahayıt-Yediler Manastırı-Gölyaka parkuru ya da 16 kilometrelik Sakarkaya-Tekerlek Tepe-Bağarcık parkurları en çok tercih edilenler…

Çamlık’tan köye
Şirince, İzmir

Aslında bir Rum köyü olan Şirince’de yaşamın, Efes’in terk edilmesinden sonra başladığına inanılıyor. 15’inci yüzyıldan kalma evler köyün simgesi. Yemyeşil bir vadiye kurulu Şirince parkuru, Çamlık’tan başlayarak köyde bitiyor. 15 kilometrelik rota yaklaşık 4-5 saat sürüyor. Selçuk ya da Selatin Köyü’nden başlayan farklı rotalar da izlenebilir.

6 bölümden biri…
Karia Yolu, Muğla

Türkiye’nin en uzun kültür parkurlarından olan Karia Yolu o dönemin önemli kentlerini kapsıyor. Ege’den Akdeniz’e uzanan 820 kilometrelik yol boyunca birçok köy, antik kent ve sadece yürüyerek görebileceğiniz eşsiz güzellikteki koyları geçiyorsunuz. 6 farklı bölümden oluşan parkur boyunca İçmeler, Bayır, Bozburun, Selimiye, Hisarönü, Eski Datça, Palamutbükü, Knidos, Akyaka, Ören, Bozalan, Bodrum, Milas, Labranda, Bağarcık ve Karpuzlu göreceğiniz yerleşim yerlerinden birkaçı.

Gözde parkurlar
Akyaka, Muğla

Bodrum-Marmaris yolunda Gökova Körfezi’ne vardığınızda tepede muhteşem manzara karşılar sizi. Küçük Asar Tepesi’nin yamaçlarına kurulu Akyaka’dır gözüken… Eski adı Idyma olan Akyaka, Idyma Yolu sayesinde yürüyüşçülerin de gözdesi. Akyaka’yı çevresindeki köylere antik patikalarla bağlayan 150 kilometrelik yolun 10 farklı parkuru var. Kral mezarlarıyla dolu parkurlardan hangisini isterseniz seçin.

YÜCEL SÖNMEZ

Yükseklere çıkalım
Aladağlar, Niğde

Yükseklerde yürümek denince Türkiye’de ilk akla gelen rota Aladağlar. Rotada 3 bin 500 metreyi geçen zirveler var. Buralar aynı zamanda Toros Dağları’nın da en yüksek noktaları. Rota, Niğde’nin Çamardı ilçesinden başlıyor, dağcıların mabetlerinden olan Demirkızık Köyü’nden geçerek Niğde tarafındaki Solukpınar’da son buluyor.

 Sıcak bir havada tişörtle başladığınız güzergâhta yükseldikçe hava soğuyacak, hatta karlı bölgelere gireceğiniz ve orada kamp yapacağınızdan çadır, kamp malzemeleri ve kıyafet açısından tam donanımlı olunmasında fayda var.

Yükseldikçe kuşların da çiçeklerin de değiştiğini fark edeceksiniz ve bu rotada göreceklerinizin birçoğunu başka yerde görmeniz mümkün değil. Örneğin Göller Bölgesi’ne vardığınızda etrafınızda kelebek kadar renkli duvar tırmaşık kuşları uçacak. Rotanın sonundaysa Hacer Boğazı denen yerden geçtikten sonra Kapuzbaşı’nda Türkiye’de görüp görebileceğiniz en güzel şelalelere varacaksınız.

Bozkırın güzelliği
Frig Yolu, Eskişehir-Kütahya-Afyon

MÖ 1000-700 arasında Friglerin hüküm sürdüğü, Ankara, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya illeri arasında kalan bölgede, antik yollar ve yerleşimler esas alınarak oluşturulan rotanın uzunluğu 506 kilometre. Oldukça kolay ve keyif verici bir rota olan yolun kimi etapları bisiklet için de oldukça uygun. Frigyalıların kayalara evler, kaleler, anıtlar oyarak kurduğu medeniyetin izlerini süren yol, bozkırda insanıyla, çiçeğiyle enfes bir coğrafyada dolaşıyor. Rotanın özellikle Kapadokya kısmı oldukça etkileyici. Bahar da olsa bozkırda akşamları havanın şaşırtıcı derecede soğuduğunu unutmayın.

Çadırınızı da alın
Hitit Yolu, Çorum

Oldukça kolay olan parkurun uzunluğu 236 kilometre. Rota, tarihi mekânların yanı sıra göletler, Alaca Vadisi ve İncesu Kanyonu gibi doğal oluşumlardan geçiyor. Hitit Yolu’nun en zorlu etabı birçok dere geçişini içeren 27 kilometrelik Alaca Çayı Vadisi. Çorum il merkeziyle Alacahöyük ve Boğazkale beldelerinde konaklayabilirsiniz. Rota üzerindeki kimi köylerde ev pansiyonları var ama yine de çadırınız ve kamp malzemelerinizi yanınızda bulundurun.

GPS’iniz olsun
Aziz Paul Yolu, Antalya

Ormanlık alanlardan geçen, kanyonlarla ve patikalarla dolu eski Roma ve göç yollarını takip eden yürüyüş rotasının Antalya’da iki koldan başlayıp 500 kilometre sonra Eğirdir Gölü’nün kuzeydoğusundaki Yalvaç’ta biten bir bölümü var. Oldukça zor ve karışık bir güzergaha sahip Aziz Paul Yolu’nda yürüyüşe Perge’den ya da Köprülü Kanyon Ulusal Park’ın girişindeki Beşkonak’tan başlayabilirsiniz. Roma antik kenti Adada’da birleşen yol Roma yolları, patikalar ve orman içlerinden geçiyor.

Önerim rotaya tersten başlayıp Antalya’da denizle kucaklaşarak yorgunluk atmanız. Yürüyüş boyunca geçeceğiniz köylerde köy evleri yahut küçük pansiyonlarda konaklama imkânı var. Ancak rota uzun parkurlarla dolu! Bu da birçok noktada kamp yapmak anlamna geliyor ki parkur bu anlamda da şahane kamp alanlarıyla yürüyüşçüleri karşılıyor. Karışık bir rotaya sahip olan Aziz Paul Yolu’nda GPS ya da rehber kitap olmadan yürüyüşe başlamayın.

En iyilerinden
Likya Yolu, Muğla-Antalya

Türkiye’nin en güzel ve şöhretli yürüyüş yolu. 500 kilometrenin üzerindeki yol aynı zamanda dünyanın da en iyi rotaları arasında gösteriliyor. Rota boyunca el değmemiş küçük koylardan, dağ ve ova köylerinden geçerek hem Akdeniz kültürünü ve doğasını tanımış olacak hem de muhteşem manzaralara tanıklık edeceksiniz. Yolun tamamı işaretlenmiş.

Birinci bölümünde Uzunyurt (Faralya) Köyü, Dodurga Köyü, Sdyma, Pınara, Leton, Xanthos yerleşimleri ve incecik kumlarıyla eski bir liman bölgesi olan Patara var. İkinci bölümde yolun bazı bölümleri tatsız; asfalta inerek büyük kasabaların içinden devam ediyor. Böyle yerleri es geçin. Bu yolda da mutlaka bir rehber kitabınız olsun ya da bir tura katılın ve rehberle yürüyün.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir